Username Contact Info No contact information available. My Interests No interests yet. Network Interests No interests in network yet. Comments |
Recent Blog Entries Published On: 03-29-2011 09:43 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: 339 donem yedek subay, 339 donem yedek subay sinav, 339 donem yedek subay sinav sonuclari 339. dönem yedek subay sınav sonuçları yakında burada yani sitemizde kalitesiyle verecegim linkte yer alacaktır..339. dönem yedek subay sınıflandırma sınav sonuçlarını burada her dönem oldugu gibi yine ögrenebilirsiniz..
339 dönem yedek subay sinav sonuçlari açıklanır açıklanmaz burada yazımın sonunda verecegim linki tıklamanız durumunda karşınıza bir sorgu paneli gelecek..Bu panele aday numaranızı girerseniz sonuçlar karşınıza gelecektir.. 339. dönem yedek subay sınav sonuçları ,339. dönem yedek subay sınıflandırma sınav sonuçları için veya burada takip edebilirsiniz Published On: 01-11-2011 04:31 AM
Blog Category: Ekonomi Blog Tags: en buyuk servis, portali telefonu, turkiyenin en buyuk servis portali telefonu, turkiye, en buyuk servis portali Türkiyenin en büyük servis portalı Türkiye'nin en büyük servis portalı hangisi diyemi düşünüyorsunuz.? Bunun cevabını burada verecegim..2011 Türkiye'nin en büyük servis portalı,2012 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2013 Türkiye'nin en büyük servis portalı, 2014 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2015 Türkiye'nin en büyük servis portalı Türkiyenin en büyük servis portalı 2016 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2017 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2018 Türkiye'nin en büyük servis portalı 2019 Türkiye'nin en büyük servis portalı,Türkiyenin en büyük servis portalı 2020 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2021 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2022 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2023 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2024 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2025 Türkiye'nin en büyük servis portalı ,2026 Türkiyenin en büyük servis portalı hangisi daha çok yazbilirim ama bu kadar yeter.. Published On: 07-06-2010 09:47 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: vizyon, vizyon haber, kadin, vajina, dugum, makat, vulvada, genital
Yandaki resimde solda alt alta yer alan iki resimde erkeğin kemik çatısı üstten ve önden bakışta, sağda alt alta yer alan iki resimde ise kadının kemik çatısı üstten ve önden bakışta görülmektedir. Dikkatlice bakıldığında erkeğin üstten bakışta kemik çatı açıklığının kalp şeklinde, kadının kemik çatı açıklığının ise yuvarlak olduğu görülebilir. Bu farklılık erkeğin leğen kemiklerinin yapısının daha çok ağır yük taşımaya yönelik, kadının leğen kemiklerinin yapısının ise bebeğin başının doğum esnasında leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına girmesine yönelik yapılanmasından kaynaklanmaktadır. Yine benzer bir şekilde önden bakışta erkeğin leğen kemikleri alt açısı dar, kadının leğen kemikleri alt açısı bebeğin doğum kanalından dışarıya rahatça çıkabilmesine olanak tanımak için geniş açılı olarak yapılandırılmıştır. Kadının kemik yapısının üzerinde yer alan kaslar ve bağlar bebeğin doğum kanalından geçerek dış dünyaya çıkma sürecinde ona mümkün olan en geniş alanı sağlamak amacına yönelik olarak gevşemeye elverişli olarak yapılandırılmışlardır. Erkeklerin leğen kemikleri daha çok yük taşımaya elverişli olacak şekilde biçimlendirildiğinden kaslar ve bağlar çok fazla gevşeme göstermezler. Kadınlarda bel ağrısının erkeklere göre daha sık görülmesinin en muhtemel nedeni budur. Kadın dış genital bölgesinin genel yapısı: Vulva, kadın dış genital bölgelerine karşıdan bakıldığında üstte “çatıyı” oluşturan leğen kemiklerinin birbiriyle orta hatta birleştiği bölgenin oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi, altta anüs ve yanlarda büyük dudaklar adı verilen yapılarca sınırlanan bölgedir. Pubis tepesi cilt ve altında yağ dokusu içerir, üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris bulunur. Dış genital organların bir tabaka altında kadının doğum yapmasında, idrar ve dışkı çıkışı gibi işlevleri istemli olarak yürütmesinde önemli yeri olan kaslar bulunur. Bu kaslara topluca pelvis tabanı kasları adı verilir. Dış dudaklar: Dölyolu vajina girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alanlarıdır. Dış dudaklar önde genital kılların olduğu pubis tepesinde, arkada ise anüsün hemen üstünde birleşirler. Üzerleri genital kıllarla kaplıdır ve cilt altında yağdokusu içerirler. İç dudaklar: Sağlı sollu dış dudakların iç yüzlerinde yer alan, klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İdrar deliği ve vajina girişinin etrafını sararlar. İç dudaklar normal şartlarda bacaklar kapalıyken görünmezken bazı kadınlarda dış dudaklardan daha geniş olduklarından dışarı taşabilirler. Kılla kaplı değildirler ve ciltaltı yağdokusu içermezler. Vajina girişi: İç dudakların devamında yer alan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir kısımdır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra vajinayla birleşir. Kızlık zarı: Latince de hymen himen okunur olarak adlandırılan bu yapı, ince olmasına karşın nispeten esnektir ve ortasında bir veya daha fazla sayıda delik içerir. Her kadında farklı yapıya sahip olmasına karşın, genellikle ilk ilişki esnasında hafif bir kanamayla yırtılır ve böylece vajina girişiyle vajinanın birleşmesini sağlar. Kızlık zarının kadın genital organlarını enfeksiyondan koruduğu söylense de, ortasında adet kanamasının akmasını sağlayacak deliği veya delikleri olan bu yapının bakterilerin geçişini nasıl engellediği açıklanamadığından, bu işlevi tartışmalıdırKlitoris: Klitoris hemen pubis tepesi altında yer alan bir yapıdır ve üstte ve yanlarda iç dudaklarla çevrilidir. Klitorisin hemen alt kısmında idrar deliği, idrar deliğinin altında ise vajina girişi bulunur. Klitorisin dıştan görünen düğme şeklindeki parçasının yanında vulvanın içine tümüyle gömülü şekilde yanlara doğru uzanan iki kolu vardır ve bu haliyle klitoris gerçekte Y şeklinde bir yapıdır. Klitoris cinsel ilişki esnasında aynen erkeğin penisi gibi sertleşebilme özelliğine sahiptir. Kan damarlarından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında önemli görevler üstlenir.İdrar deliği: Klitorisin hemen altında, iç dudakların önde birleştiği yerde bulunan ve idrarın dışarı boşaltılmasını sağlayan idrar deliği aşağıda anlatılacak olan uretra adlı yapının son kısmını oluşturur.Perine: Perine dış dudakların arkada birleştiği yerle anüs arasında yer alan bölgedir. Ciltle kaplı olan bölge ciltaltında idrar ve dışkı işlevlerinin kontrolünü sağlayan kasları barındırır. Bu kaslar doğum eylemi esnasında mümkün olduğunca gevşeyerek bebeğin başının doğmasına izin verirler. Doğum eyleminin son aşamasına gelindiğinde bebeğin doğumunu kolaylaştırmak amacıyla perineye yapılan kesiye epizyotomi doğum kesisi adı verilir. Bu kesinin amacı bebek doğarken bu bölgenin yırtılmasını ve altta bulunan perine kaslarının zarar görmesini engellemektir.
Makat: Makat kalın bağırsağın son kısmıdır ve depolanan dışkının dışa atılmasını sağlar.
Kadınların tuvalet sonrası temizlikte dikkat etmeleri gereken çok önemli bir kural vardır. Temizlik arkadan öne anüsten vajinaya doğru değil, önden arkaya doğru yapılmalıdır. Zira arkadan öne temizlik kalın bağırsak bakterilerinin vajinaya ve buradan da uretra ağzına bulaşmasına ve bu bölgelerde sık sık enfeksiyonlar yaşanmasına neden olabilir. Published On: 04-12-2010 12:09 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: kanser, kanser belirtileri, kanser belirtileri nelerdir Tarama testleri karmaşıklık ve mahiyet açısından değişiklikler gösterir. En yaygın bir şekilde kullanılan testlerin çoğu yüksek risk altındaki kişilerde sık görülen kanser biçimlerini bulacak şekilde tasarlanmıştır. Kanser tarama testleri pratik olmalıdır. Yapılan test, kanseri, tamamen iyileşme şansının hâlâ yüksek olacağı şekilde erken belirlemelidir. Emniyet de önemli bir konudur. Test başlı başına tehlikeli bir sağlık riskini yaratmamalıdır. Bundan yirmi yıl önce meme kanserini belirlemek için kullanılan mamografı işlemi, gövdeyi oldukça yüksek radyasyona maruz bırakıyordu ve kanserin gelişmesinde başlı başına bir faktör oluyordu. Ancak bugün mamografi ile kadınlar yalnızca küçük miktarlarda radyasyona maruz kalmakta, böylelikle muayene daha emniyetle olmaktadır. Kanser için periyodik tarama testleri tüm kanser vakalarında ve çeşitlerinde aynı önleyici değere sahip değildir, örneğin akciğer kanserinde, özellikle eğer sigara içiyorsanız, ara sıra göğüs röntgeninin çekilmesi veya balgam tahlili, yaşamınızı sürdürme şansını belirgin bir şekilde artırmayacaktır. Erken dönemde test etme hâlâ önemli olmasına rağmen, akciğer kanserinde yaşama oranı hâlâ yüzde 15 in altındadır. Sonuç olarak, eğer sigara içiyorsanız veya evinizde veya işyerinizde kimyasal maddelere maruz kalıyorsanız, akciğer kanserinin taranması konusunda öğütlerini almak için doktorunuza başvurunuz. Ancak hastalığın belirtilerini gözlemekten daha önemli olan bir şey, potansiyel karsinojenlere (kansere neden olan maddelere) maruz kalmanızı azaltacak her şeyi denemektir. Sigarayı bırakmak böylesi stratejilerden biridir. Diğer kanserler yaşama oranı belirgin bir şekilde artacak kadar erken teşhis edilebilir. Aşağıda belirtilen kanser tarama testleri, Amerikan Kanser Derneği tarafından önerilen kanser önleme programının bir parçasıdır. Published On: 04-12-2010 12:04 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: prostat kanseri, prostat kanseri nedir, prostat kanseri tedavisi Uyarıcı Belirtilen idrara çıkmada zorluk; sırtın alt kısmında sürekli bir ağrı, pelvis veya kasıkların üst kısmında sürekli ağri; idrarda kan. Kanser Riski Faktörleri-. Yetmiş yaşın üzerinde olan erkeklerde daha fazla görülür. Check-up Kuralları: Eğer kırk yaşın üzerinde iseniz, periyodik tıbbi muayeneniz sırasında bir dijital (parmakla) rektal muayeneden de geçmeniz gerekir. Published On: 04-12-2010 12:02 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: cilt kanseri, cilt kanseri nedir, cilt kanseri tedavisi, cilt kanseri belirtileri Uyarıcı Belirtilen Düzensiz sınırları olan küçük bir lezyon (yara, bere) ve vücutta veya kol ve bacaklarda kırmızı, beyaz, mavi veya mavi-siyah lekeler; cildin herhangi bir yerinde rengi inci beyazından siyaha kadar değişen yumru veya lezyonlar; avuç içi, ayak tabanı, el ve ayak parmaklarının uç kısımlarında koyu renkli lezyonlar; güneşe maruz kalmış cilt üzerinde daha koyu renkli beneklerle birlikte geniş kah-verengimsi lekeler; cildin herhangi bir yerinde kırmızımsı mor lekeler; ayak parmakları veya bacakta mor-kahverengi veya koyu mavi no-düller; yüz, kulak veya boyunda inci gibi veya mumlu gibi yumru veya şişler-, göğüs veya sırtta düz, ten rengi veya kahverengi yara izine benzer lezyonlar; yüz, kulaklar, boyun, eller veya kollarda pullu veya kabukla kaplı yüzeyi olan düz lezyon veya kırmızı nodul; herhangi bir bende görülen değişiklik veya iyileşmeyen bir yara. Kanser Riski Faktörleri: Kadın ve erkeklerde kızıl saç, açık cilt rengi veya gözlerin mavi olması; çocuklukta ciddi güneş yanığı olması; ailenin geçmişinde doğum lekeleri veya benler displastik nevüs doğumda mevcut ben oluşumu sendromu. Check-up Kuralları: Eğer yukarıda sıralanan uyarıcı belirtilere sahip herhangi bir cilt lezyo-nunuz varsa doktorunuza danışınız. Published On: 04-11-2010 11:59 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: testis kanseri, testis kanseri tedavisi, testis, kanser, testis kanseri belirtileri Testis Kanseri belirtileri ,Testis Kanseri tedavisiUyarıcı Belirtilen Teslislerde herhangi bir kitle veya boyutlarında değişiklik. Kanser Riski Faktörleri: Yaşlı erkeklerden daha çok genç erkeklerde ortaya çıkar (kırk yaşından sonra fazla görülmez); normal yerine inmemiş testisler. Check-up Kuralları: ilk gençlik yıllarının son dönemlerinden başlayarak tüm yaştaki erkekler her ay teslislerini muayene etmelidirler. Kolorektal Kalın Bağırsak ve Rektum Kanser Uyarıcı Belirtilen Herhangi bir rektal (makattan gelen) kanama veya dışkılama alışkanlıklarında uzun dönemli değişiklik. Kanser Riski Faktörleri: Aile üyelerinden birinde geçmişte kolorektal polip (iyi huylu tü-moral oluşum) veya kolorektal kanser veya kronik ülserleşmiş kolit olması. Check-up Kuralları: Kırk yaşın üzerinde olan kadın ve erkeklerin her yıl dijital (parmakla) rektal muayeneden geçmesi gerekir. Bundan öte elli yaşın üzerinde olan erkek ve kadınların en azından iki yılda bir sigmoidoskopik muayeneden geçmesi (sigmoidoskop ile kolon içinin muayenesi) ve her yıl kan bulunup, bulunmadığının kontrolü için feces (dışkı testini yaptırması gerekir.Published On: 04-11-2010 11:53 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: meme, kanser, meme kanseri, meme kanseri belirtileri, meme kanseri tedavisi Kanser Riski Faktörleri: Meme kanseri genellikle elli yaşın üzerinde olan kadınlarda; hiç çocuğu olmamış kadınlarda, ilk çocuklarını otuz yaşından sonra doğuran kadınlarda, hiç emzirmemiş olan kadınlarda, ideal ağırlıklarının yüzde 40 üzerinde olan kadınlar ile cinsel olgunluğa gecikmiş olarak gelen veya gecikmiş menapozu olan kadınlarda ve ailesinde (anne veya kızkardeşlerde) menapoz öncesi meme kanseri olayı olan kadınlarda ortaya çıkar. Check-up Kuralları: Her kadın ayda bir defa göğüslerini dikkatlice muayene etmelidir. Buna ek olarak yirmi ile kırk yaş arasında olan kadınların her üç yılda bir göğüslerini bir hekime muayene ettirmesi gerekir. Kırk yaşın üzerinde olan kadınların bu muayeneyi her yıl yaptırması gerekir. Eğer kırk yaşın altındaysa-nız, ailenin geçmişinde göğüs kanseri yoksa yüksek risk gruplarından birine girmiyorsunuz demektir ve mamografinin alınmasına gerek duyulmayabilir. Eğer kırk ile kırkdokuz yaşlan arasında iseniz, herhangi bir belirti veya kitle yoksa ve ailenizde göğüs kanseri geçiren biri yoksa yalnızca basit bir mammogram yaptırın. Elli yaşından sonra mammogramı her yıl yaptırın. Eğer ailenizde göğüs kanseri varsa, yaşınıza aldırmaksızın her yıl bir mammogram yaptırın. Published On: 09-19-2009 07:06 AM
Blog Category: biyografi Blog Tags: deniz gezmisin yasami, deniz gezmis hakkinda, deniz gezmisin hayati, deniz gezmis kimdir, deniz gezmis the life, deniz gezmis the who Deniz Gezmiş, 27 Şubat 1947'de Ankara'nın Ayaş ilçesinde doğdu. Dedeleri aslen İkizdere, Rize ilçesine bağlı Cimil köyünden olup, babası Erzurum, Ilıca nüfusuna kayıtlı ilköğretim müfettişi Cemil Gezmiş, annesi ise Erzurum'un Tortum ilçesinden ilkokul öğretmeni Mukaddes Gezmiş'tir. Ailenin üç erkek çocuğundan ikincisidir. Ağabeyi Bora Gezmiş, hukuk fakültesinden ayrılıp bankacılık yapmıştır. Kardeşi Hamdi Gezmiş ise, mali müşavirdir. Gezmiş, öğretmen bir ailenin çocuğu olması sebebiyle ilk ve ortaöğrenimini Sivas'ta, liseyi İstanbul'da okudu. Henüz lise öğrencisiyken sol düşünceyle tanıştı ve kendini dönemin eylemleri içinde buldu. Siyasi yaşamı,,, 1965'ten sonra, Türkiye'de gelişen gençlik hareketinin en önemli önderlerinden ve Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu (THKO)'nun kurucu ve yöneticilerinden Deniz Gezmiş, 1965'de Türkiye İşçi Partisi (TİP)'nin Üsküdar ilçe başkanlığına üye oldu. İlk kez 31 Ağustos 1966'da Ankara'dan İstanbul'a yürüyen Çorum Belediyesi temizlik işçilerinin Taksim Anıtı'na çelenk koymaları sırasında işçileri destekleyen ve Türk-İş yöneticilerini protesto eden gösteri sırasında gözaltına alındı. 7 Kasım 1966'da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi. Ardından 19 Ocak 1967'de Türkiye Milli Talebe Federasyonu (TMTF) binasının yedd-i emine verilmesi sırasında çıkan olaylarda yakalandı ve bir gün sonra iki arkadaşıyla çıkarıldığı mahkeme tarafından serbest bırakıldı. 22 Kasım 1967'de öğrenci örgütlerinin düzenlediği Kıbrıs Mitingi sırasında Aşık İhsani ile birlikte ABD bayrağını yaktıkları gerekçesi ile gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan Deniz Gezmiş, Hukuk Fakültesi'nde birlikte okuduğu arkadaşlarıyla birlikte 30 Ocak 1968'de Devrimci Hukuklular Örgütünü kurdu. 7 Mart 1968'de İÜ Fen Fakültesi konferans salonunda düzenlenen AIESEC genel kurul toplantısında konuşma yapan Devlet Bakanı Seyfi Öztürk'ü protesto ettiği için tutuklandı. 2 Mayıs'a kadar tutuklu kalan Gezmiş, 30 Mayıs'ta 6. Filo'yu protesto ettiği için yargılandı ve beraat etti. Öğrenci eylemleri içinde etkinliği giderek artan Deniz Gezmiş, 12 Haziran 1968'de İstanbul Üniversitesi'nin işgal edilmesinde önderlik etti. İşgal Konseyi adına İÜ Senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı; öğrenci haklarının elde edilip işgalin sona erdirilmesinde etkili oldu. İşgalden kısa bir süre sonra İstanbul'a gelen 6. Filo'yu protesto eylemlerinde yer alan Gezmiş, 30 Temmuz'da bu eylemlerden dolayı tutuklandı ve 20 Eylül'de serbest bırakıldı. TİP içinde yoğunlaşarak, ayrılıklara ve tartışmalara yol açan ideolojik sorunlarda Milli Demokratik Devrim (MDD) görüşünü benimseyen Deniz Gezmiş, bu görüşün özellikle devrimci öğrenciler arasında yayılmasında etkili oldu. Ekim 1968'de eylemlerde birlikte olduğu Cihan Alptekin, Mustafa İlker Gürkan, Mustafa Lütfi Kıyıcı, Cevat Ercişli, M. Mehdi Beşpınar, Selahattin Okur, Saim Kurul ve Ömer Erim Süerkan'la birlikte Devrimci Öğrenci Birliği (DÖB)'ni kurdu. 1 Kasım 1968'de TMGT (Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı , AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi.,, Ardından 28 Kasım 1968'de ABD büyükelçisi Kommer'in gelişi sırasında Yeşilköy Havaalanı'nda düzenlenen protesto gösterileri nedeniyle tutuklandı ve bir süre sonra serbest bırakıldı. İstanbul Üniversitesi'nde sağcı güçlerin 16 Mart 1969'da girişmiş olduğu hareketlere öğrenci kitlesiyle birlikte karşı koyan Gezmiş, bu eylemi gerekçe gösterilerek 19 Mart'ta yeniden tutuklanarak 3 Nisan'a kadar hapis yattı. Ardından 31 Mayıs 1969'da İÜ Hukuk Fakültesi öğrencilerinin, reform tasarısının gerçekleşmemesini protesto için giriştikleri işgale önderlik etti. Üniversitenin kapatılıp, polise teslim edilmesi nedeniyle çıkan çatışmalarda yaralandı. Hakkında gıyabi tutuklama kararı olmasına rağmen hastaneden kaçan Gezmiş, Haziran'ın sonunda Filistin'e gitti. Filistin'e gitmeden önce 23 Haziran 1969'da TMGT'nin topladığı 1. Devrimci Milliyetçi Gençlik Kurultayı'na kendisi gibi haklarında tutuklama kararı olan FKF Genel Başkanı Yusuf Küpeli ile birlikte bir mücadele programı gönderdi. Eylül'e kadar Filistin'de gerilla kamplarında kalan Deniz Gezmiş,1 Eylül 1969'da, 10 Haziran'da "üniversiteyi işgal" ettiği gerekçesiyle Hukuk Fakültesi'nden ihraç edildi. Hakkında tutuklama kararının olduğu bu dönemde gazetecilere gizlendiği yerden demeçler verdi. 23 Eylül 1969'da Hukuk Fakültesi'nde olduğu sırada haber verilen polislerin de fakülteye gelmesi üzerine teslim olan Gezmiş, 25 Kasım'da serbest bırakıldı. Ancak Yıldız Devlet ve Mühendislik Akademisi'nde Battal Mehetoğlu'nun sağcılar tarafından öldürülmesinden sonra okulda yapılan aramada, ele geçirilen dürbünlü bir tüfeğin Gezmiş'e ait olduğu öne sürülerek hakkında yeniden tutuklama kararı alındı. 20 Aralık 1969'da yakalanan Gezmiş, kendisiyle birlikte tutuklanan Cihan Alptekin'le birlikte 18 Eylül 1970'e kadar tutuklu kaldı. Bundan sonra öğrenci eylemlerinden uzaklaşarak, mücadelesini değişik alanlarda sürdürdü. Sinan Cemgil ve Hüseyin İnan'la birlikte THKO'yu kurdu. 11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'nin soygununu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4 Mart 1971'de dört ABD'li erin Balgat'taki Tuslog Tesisleri'nden kaçırılması eyleminde de bulundu. Kaçırılan erler daha sonra serbest bırakıldılar. Deniz Gezmiş darbe dönemlerinin içerisinde bulunan en büyük liderdir. Eylemleri ve yaşananlar 1-İstanbul Üniversitesi'nin 12 Haziran 1968'de işgaline önderlik etti. İşgal konseyi adına üniversite senatosu ile Baltalimanı'nda yapılan görüşmelere katılan öğrenci heyetinin içinde yer aldı. 2- 1 Kasım 1968'de TMGT, AÜTB, ODTÜÖB ve DÖB'ün başlattığı Samsun'dan Ankara'ya Mustafa Kemal Yürüyüşü'nü düzenledi. 3-11 Ocak 1971'de THKO adına Ankara İş Bankası Emek Şubesi'ndeki silahlı soygunu gerçekleştirenler arasında yeraldı. 4-, 4Mart 1971'de Ankara'daki Balgat Amerikan Üssü'nden dört ABD'li erin kaçırılması eyleminde bulundu. Bu eylemden sonra, Sivas'ın Gemerek ilçesi girişinde yakalandı. Yakalanışı ve İdam Edilişi ile ilgili çikan haberler,,,, Hürriyet gazetesinin 6 Mayıs 1972 tarihli yıldırım baskısının ilk sayfasında bulunan idam haberi Hürriyet gazetesinin 6 Mayıs 1972 tarihli yıldırım baskısının ilk sayfasında bulunan idam haberi Hürriyet gazetesinin 16 Mart 1971 tarihli baskısı Hürriyet gazetesinin 16 Mart 1971 tarihli baskısı 12 Mart darbesinin ilk günlerinde Yusuf Aslan ile birlikte Sivas'a gitmekte iken motosikletleri bozuldu. Bir ihbar sonucu polislerin gelmesi üzerine çıkan çatışmada Aslan ile birbirlerini kaybettiler. Aslan o esnada, Gezmiş ise 16 Mart 1971 salı günü Sivas'ın Gemerek ilçesinde teslim oldu ve Kayseri'ye getirildi. Buradan Ankara'ya zamanın İçişleri Bakanı Haldun Menteşoğlu'nun makamına götürüldü. Mahkemesi 16 Temmuz 1971 günü Altındağ Veteriner Okulu binası'nda Tuğgeneral Ali Elverdi başkanlığında Baki Tuğ savcılığında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 1 no'lu Mahkemesi'nde başladı ve 9 Ekim 1971 günü bitti. Deniz ve arkadaşları 16 Temmuz 1971'de başlayan THKO-1 Davası'nda TCK'nin 146. maddesini ihlal ettiği gerekçesiyle, 9 Ekim 1971'de idam cezasına çarptırıldı. &İdam cezaları o zamanlar senato tarafından onaylanmak zorundaydı. İsmet İnönü "siyasi suçlar idamla cezalandırılmamalıdır" diyerek Bülent Ecevit ile birlikte red oyu kullanır. AP genel başkanı Süleyman Demirel ise infazdan yana oy kullanır. Olaydan 15 yıl sonra, Süleyman Demirel bir gazeteciye verdiği demeçte idamlar için:soğuk savaşın talihsiz olaylarından biri yorumu yapar. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay ise idamları onaylayarak özür dilemeyi reddeder.,, İdam edilmeden önce Alman Der Spiegel dergisinde çıkan son yazısında "Yaşasın Marksizm-Leninizmin yüce ideolojisi! Yaşasın Türk ve Kürt halklarının kardeşliği! Kahrolsun Emperyalizm!" dediği belirtildi.,, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan ile birlikte 6 Mayıs 1972 tarihinde, gece 1:00-3:00 arası, Ankara Merkez Kapalı Cezaevi'nde idam edildi. İdama giderken imam istemedikleri bilinmektedir, fakat definlerinde bir imam bulunmuştur.Mezari, Ada:L/17 Parsel:21 Ankara/Karşiyaka Mezarliğinda bulunmaktadir,, Son isteği hakkındaki iddialar şöyledir,, Deniz Gezmiş ve diğerlerinin idam edilmeden önce son istekleri üzerine farklı iddialar vardır: Fakat yine aynı eserde bulunan notlara göre avukatının anlattığı idam anında bu istek geçmemektedir. Bir başka iddiada ise son isteği sorulduğunda idamını kendi gerçekleştirmek istemiş ve tam idam edileceği sırada altındaki tabureyi kendi itmiştir. Öz'ün eserindeki avukat notlarında bu da geçmemektedir. Aksine son sözleri olan -Yaşasın tam bağımsız Türkiye! Yaşasın Marksizm-Leninizm! "Yaşasın Kürt Türk Halklarının Mücadele Birliği"Yaşasın işçiler, köylüler! Kahrolsun Emperyalizm!" şeklinde bağırırken taburesine vurulmuş ve "emperyalizm" kelimesinin 'izm'ini söyleyemediği kaydedilmiştir. Yalnız Hüseyin İnan'ın kendi taburesini tekmelediği belirtilmektedir.,, Bir başka iddiada ise idam edilecek olan diğer iki arkadaşıyla vedalaşmak istediği söylenir. Hoşçakal Yarın filminde de böyle gösterilmektedir. Fakat bu istek aslında Gezmiş'in değil Yusuf Aslan'ındır.,, İdam kementi boynundan geçirilirken, hücresinden alınıp apar topar darağacına götürülürken giymesine izin verilmeyen botlarının askerlere bırakılmamasını, ailesinden birinin almasını istediği doğru değildir. İdama giderken postalları ayaklarındadır, sadece bağcıklarını bağlamaya fırsatı olmamış, ve idamdan önce asıldığında ayaklarından düşmesin diye görevlilerden birine bağlatmıştır. Yalnız parkasını giyememiş ve onun babasına verilmesini istemiştir.,, Öz'ün eserindeki avukat notlarına göre, Gezmiş'in son istekleri, avukatlarının idamı gözlemleyip sonraki kuşaklara -doğru-, anlatmaları, cezaevindeki devrimci arkadaşlarını onun adına "tek tek öpmeleri", 1969'da öldürülen devrimci arkadaşları Mustafa Taylan Özgür'ün yanına gömülmeleri ve cezaevindeki parkasının ailesine verilmesi olmuştur.,, Ölmeden önce ailesine yazdığı mektuplar,, Baba, Mektup elinize geçtiğinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceğinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doğar, büyür, yaşar, ölürler, önemli olan çok fazla yaşamak değil, yaşadığı süre içinde fazla şeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaşlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemişlerdir. Benim de düşmeyeceğimden şüphen olmasın, oğlun ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış değildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu. Seninle düşüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin değil Türkiye'de yaşayan Kürt ve Türk halkının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceğim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düşüyor, kitaplarımı küçük kardeşime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uğraşsın ve unutmasın ki bilimle uğraşmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak pişmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, ağabeyimi ve kardeşimi devrimciliğimin olanca ateşi ile kucaklarım. Oğlun Deniz Gezmiş. Published On: 04-08-2009 05:59 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: cinsellik seks, cinselligin sirlari, cinsellik, cinsel Fransız öpücüğü canlılar içinde çok az uygulanan bir yöntem. İnsan türü dışında bu yöntemi kullanan canlı türü sadece kuşlar. Özellikle papağanlar. Kuşlar gagalarını açıp dillerini birbirine dukunduruyor. Bu aynı zamanda erkek kuşun dişi kuşa yiyecek sağlama yöntemi. İnsanlar dışında sadece birkaç omurgalı yüzyüze çiftleşebiliyor. Fareler, kunduzlar ve orangutanlar da zaman zaman yüzyüze çiftleşebiliyor. Dünya üzerinde bilnen insanlık tarihi 3.8 milyar yıl öncesine dayanıyor. Seksin bilinen geçmişi ise 2 milyar yıl öncesine kadar gidiyor. Bazı martılar lezbiyen ilişkiye girebiliyor. Published On: 04-05-2009 09:09 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: yas, terapist, sertlesme, partner, erkek, nufus, kanada, dunya, cinsellik, cinsel iliski, abd Yapılan araştırmalar, cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu. Stockholmde düzenlenen Avrupa Üroloji Birliği (EAU) kongresinde sunulan araştırmalar, tatmin sağlayıcı cinsel ilişki süresinin sanılanın çok daha altında olduğunu ortaya koydu ABD Mid-Michigan Sağlık Merkezleri Tıbbi Direktörü Dr. Matt Rosenberg, Cinsel ilişkinin saatlerce sürmesi gerektiği yönündeki genel kanının aksine, ABD ve Kanadalı cinsel ilişki terapistlerinin yürüttüğü yeni bir çalışmada, tatmin edici cinsel ilişkinin 7 ila 13 dakika arasında sürdüğü ortaya koyuldu dedi.Bu sürenin yaşla birlikte düştüğüne işaret eden Rosenberg, Dünya nüfusu yaşlanmaya devam ettikçe, 40 yaşın üzerindeki erkeklerde sertleşme sorununun yaygınlığı artacak. Bu sorunun çözümünde hedefler, yalnızca sertliği artırmak yerine, tatmin edici bir cinsel yaşamın yeniden sağlanmasına yöneltilecek olursa tedavinin sonuçları iyileşirdiye konuştu. Cinsel tatmini partneriyle paylaşmanın erkeğin cinsel deneyiminin önemli bir unsuru olduğuna işaret eden Rosenberg, bu konuda son dönemde geliştirilen ilaçların olumlu etki gösterdiğini söyleyerek, Araştırmalar Bayer Schering Pharmanın ilacı Levitranın uzun ve sürekli sertleşme sağladığı belirlendi dedi. Published On: 03-31-2009 12:29 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: m ze, katar, kral, el be amp 351 ir Katar’ın başkenti Doha’da dün başlayan Arap Birliği zirvesinde, hakkında uluslararası tutuklama kararı bulunan Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’in ilgi odağı olması beklenirken Libya lideri Muammer Kaddafi ortalığı dağıttı. "Ben krallar kralıyım" diye racon kesen Kaddafi, Suudi Arabistan Kralı’na bağırıp çağırdıktan sonra zirveye terk etti. ARAP Birliği Zirvesi, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin tutuklama kararı bulunan Sudan Devlet Başkanı Ömer el Beşir’in de katılımıyla Katar’ın başkenti Doha’da dün başladı. Tutuklama kararının ardından Beşir’le ilk kez yüz yüze gelen BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon’un da katıldığı zirveye renkli olaylar damgasını vurdu. Doha’ya davet edilmemesi için uluslararası baskılara rağmen Arap liderlerinin sahip çıktığı ve ortalarına alarak poz poz fotoğraf çektirdiği Beşir, zirvenin yıldızı oldu. Libya Lideri Muammer Kaddafi ise Suudi Kral’ı Abdullah’ı Batı’yla ilişkileri nedeniyle eleştirdikten sonra, "Ben krallar kralıyım" diyerek toplantıyı terketti. Evsahibi Katar emiri Şeyh Hamad bin halife el Tani’nin açılış konuşmasının ardından, kendisine söz verilmeden eline bir mikrofon geçiren Kaddafi, oturduğu yerden Suudi Kralına seslenerek "6 yıldır benimle yüzleşmekten kaçınıyorsun. Hep yalan söylüyorsun. İngiliz mahsulü ve Amerikan müttefikisin" dedi. Katar Emiri, kendisini susturmaya çalışınca iyice öfkelenen Libya lideri, "Arapların uluslararası lideri benim. Arap hükümdarlarının halifesiyim. Afrika krallarının kralıyım ve müslümanların imamıyım. Bulunduğum yüksek mevki, aşağılara inmeme müsait değil" diye bağırdı. Müze gezmeye gitti Kaddafi, Abdullah’tan özür dileyerek, karşılıklı görüşmelerde bulunarak görüş ayrılıklarını gidermeyi önermesine rağmen "Misafirperverliğinize teşekkür ederim" diyerek toplantı salonunu terk etti ve İslami Eserler Müzesi’ni gezmeye gitti. Kaddafi ve Kral Abdullah, 2003’te ABD’nin Irak’ı işgalinden kısa süre önce düzenlenen Arap zirvesinde de karşılıklı sert sözler söylemişlerdi. Beşir’e destek Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, Arap liderlerinden, UCM’nin Beşir’i tutuklama kararını reddetmelerini istedi. AFP’nin bir kopyasını ele geçirdiği, Arap Dışişleri Bakanları tarafından ele alınan bir karar tasarısında da, Beşir’e destek veren Arap liderlerinin UCM’nin kararını iptal etmesi konusunda hemfikir oldukları belirtildi. BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon ise zirvede yaptığı konuşmada, Sudan yönetiminden sınır dışı ettiği 13 uluslararası yardım kuruluşunu geri çağırmasını istedi. UCM’nin 4 Mart’ta çıkardığı Beşir’i tutuklama emrinin ardından Sudan, uluslararası sivil toplum örgütlerini sınır dışı etmişti. Published On: 03-25-2009 01:19 AM
Blog Category: Haber Blog Tags: bilinmeyen numaralar servisi, turk telekom, 11811, 11811 bilinmeye numaralar servisi, Bilinmeyen Numaralar Servisi 11811 diye bir servis kurmuşlar ama ben numarıyı veriyorum yanıt alamıyoru nedeni neymiş efendim yasakmış mahkemeye başvuracamışsında savcılık kanalıyla ancak ögrenebilirmişim isteyen istedigini arasın istegini desin söylesin Türkiyede ne dogruki buda dogru olsun baştakiler yamuk hırsız normaldir ama vatandaş ugraşsın.Türk telekom kapatsın bence bilinmeyen numaralar servisini Hayırlı günler Published On: 03-22-2009 07:16 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: kolay tedavi, en kolay tedavi, kolay tedavi yontemi, kolay tedavi edilebilen hastaliklar Dr. Hınç Yılmaz, tanı konulabildiği takdirde dünyada en kolay tedavi edilebilen ve en yüz güldürücü sonuçlar alınabilen hastalıkların, meslek hastalığı olduğunu bildirdi. -Türk Tabipleri Birliği'nde (TTB) düzenlenen ''Silikozis ve Çalışma Yaşamı'' panelinde konuşan Yılmaz, meslek hastalıklarının tanısının konulmasında iş yeri hekimlerine büyük görev düştüğünü söyledi. -İş yerinde maruz kaldığı kurşun zehirlenmesi nedeniyle 22 kez tedavi gören ama bunun meslek hastalığı olduğunu psikiyatri uzmanının farkına vardığı olgular bulunduğunu anlatan Yılmaz, meslek hastalıklarında tedavi sürecinin uzamasının, sosyal güvenlik sistemine olağanüstü maliyetler getirdiğini bildirdi. -Son zamanlarda sık gündeme gelen silikozis hastalarıyla ilgili değerlendirmelerde de bulunan Yılmaz, başta kot taşlama işçileri olmak üzere, bu hastalıktan 5 bin kişinin yaşamını yitireceği, 20 binden fazla kişinin de sağlığını kaybedeceğinin tahmin edildiğini belirtti. -Dünyada en kolay tedavi edilebilen ve en yüz güldürücü sonuçlar alınabilen hastalıklar meslek hastalığıdır; yeter ki tanı konulabilsin'' ifadesini kullanan Yılmaz, meslek hastalıklarından ülkede yılda 7-21 milyar dolarlık bir kayıp olduğunun tahmin edilebildiğini söyledi. -Sorunun çözümü için işçi, işveren ve ilgili kesimlerin bir araya gelerek tedbirler almasının gerekli olduğunu ifade eden Yılmaz, iş yerlerinin denetimleri için yeterli iş müfettişi bulunmadığını bildirdi. -Yılmaz, 3 bin iş yerine bir iş müfettişinin düştüğünü kaydederek, iş yeri tahkikat raporlarının kendilerine 6 ay ile 6 yıl arasında değişen sürelerde ulaştığını anlattı. -Silikozis hastası kot taşlama işçilerinin gönüllü avukatlığını üstlenen Tanzer Güven de bu işçilerin yüzde 95'inin sigortasız çalıştığı için tespit davaları açamadıklarını bildirdi. -Hasta işçilerle ilgili adli takibat için suç duyurularında bulunduklarını ve tazminat davaları açtıklarını ifade eden Güven, sigortasız işçi çalıştıran ve gerekli önlemleri almayan iş yerleri ile ilgili kontrol ve denetim yapmayan idari makamlarla ilgili de adli yollara başvurduklarını anlattı. -İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan ise nefes darlığı, öksürük, kilo kaybı ve halsizlik gibi belirtilerle başlayan silikozis hastalığının 1-2 senede ölümle sonuçlanabildiğini bildirdi. -Büyük firmaların, taşeronlar vasıtasıyla kot kumlama işi yaptırdığını kaydeden Kılıçaslan, sağlıksız koşullardaki bu iş yerlerinde işçilerin mevzuatta belirtilen değerlerin 100 katı fazla toza maruz kaldıklarını belirtti. -Kılıçaslan, 10-12 yaşında bu işe başlayan çok genç yaşta ölen hastalar bulunduğunu, 2000 yılından sonra içindeki silika oranı yüksek deniz kumu kullanıldığı için bu tarihten sonra silikozis hastası kot işçilerinin sayısında artış görüldüğünü ifade etti. AA Published On: 03-21-2009 08:54 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: nasreddin hoca, nasreddin hocanin hayati, nasreddin hoca kimdir, nasreddin hoca hayati, nasreddin hoca biyografisi, nasreddin iz birakanlar Nasreddin Hocanın Hayatı (1208-1284) Sivrihisar’ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir’de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. Önce Sivrihisar’da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu’ya dönerek köy imamı oldu. 1237′de Akşehir’e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim’in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Daha sonra Akşehir’e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur’la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca’nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat’ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca’nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur’la ilgili ,hamam, Timur ve peştemal gülmecesi de, Timur’dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca’yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır. Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, -eşek evde yok- deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün “işte eşek ahırda” diye diretmesi karşısında, Hocanın -eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi- demesidir. Published On: 03-19-2009 01:48 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: haber almak, haber atlamak, haberden haber vermek, haber ucurmak, haber gondermek, haberin olsun, haberi olmak, haber patlatmak, haber salmak, haber gecmek, haber vermek Bilindigi gibi, Marmara bölgesinde büyük bir deprem yasandi. Can ve mal kaybi açisindan bakildiginda, ülkedeki en büyük dogal afetlerden birisinin yasandigi söylenebilir. Depremin sebep oldugu kayiplarin düzeyi vahimdir. Ölen insan sayisinin on binlerle ifade edildigi dikkate alindiginda bile vehametin düzeyi yeterince anlasilabilir. Afetin boyutlarinin bu kadar vahim olmasinin nedenleri ayri bir izah konusudur ama yerlesim alanlarinin zemin arastirmalarinin yapilmamis olmasi, bina yapiminda gerekli hassasiyetin gösterilmemesi gibi kamusal hizmetlerin yapilmamasinin bu afette büyük bir paya sahip oldugu ortadadir. Bu tür çalismalarda bireysel hatalarin oldugu muhakkaktir. Lakin, afetin bütün maliyetini müteahhit hatalari ile izah etmek tam da suçlulurani, suçu baskalari üzerine atarak kendilerini aklama operasyonudur. Planlama ve denetlemeyetkileri olan resmi yetkililere sormak gerekiyor; müteahhitler bu yanlislari yaparken sizler neredeydiniz? Onlarin nerede olduklari hepemizce malum. Biz olayin bu boyutundan ziyade, deprem sonrasi yasanan kimi gelismelere deginmek istiyoruz. Bilindigi gibi, depremden sonraki ilk üç gün deprem bölgesinde bulunan hiçbir yerle haberlesme mümkün olmamistir. Bu sayede hem felaketin boyutlari tam anlasilamamis ve gerekli tedbir almakta gecikilmistir hem de, bölge insani ile iletisim kurmak isteyen akraba ve yakinlarin perisanligina sebep olunmustur. Türk Telekom ile Türksell ve Telsim adli haberlesme sirketlerinin, aldiklari büyük kazancin bedeli olarak yapmakla yükümlü olduklari hizmetleri yapmadiklari ortadadir. Besyüzbin abonelik yatirimla üç milyon abone alan ve büyük bir vurgun yapan bu kurumlar yaptiklari bu ihmallerin bedelini ödemek zorunlulugunu duymuyorlar bile. Çünkü, bu vurgunun hesabini soran bir devlet ciddiyeti ve hukuku cari degil. Bu nedenle, sorumluluk sadece Trksell ve telsim sirketlerine ait degil, ayni zamanda kurumlarin sorumluluklarini takip ve denetleme yetkisini kullanmayan resmi kurumlarin aymazliklari sebebiyle devlet de bu sorumlulugun ortagidir. Ayrica, bölgede meydana gelen büyük facia karsisinda devletin yasadigi acziyeti ve depremzedelerin devlet kurumlari ve yetkilileri ile ilgili söylediklerini gündemlestiren basin-yayin kuruluslari hem askeri yetkililer hem de hükümet yetkilileri tarafindan ciddi bir sekilde uyarilmakta ve bu yolla insanlarin gerçeklerden haberdar olmalari engellenmektedir. Devletin sorumlularini hatirlatan ve yetersizliklerini anlatan haber organlari ‘vatan haini’ muamelesi görmektedirler. Bizatihi devletin kendisinden çok önce medya kuruluslarinin bölgeye intikal etmis olmasi ve verdikleri haberler ile olayin boyutlarini ortaya koymus olmalari, halkin büyük bir duyarlilik göstermesinde önemli ölçüde etkili olmustur. Bürokratik handikaplar ve öncelikler içersinde bogulan devlet mekanizmasi, halkin refleksleriyle kiyaslandiginda ne kadar halkindan kopuk, hantal ve vurdumduymaz oldugunu ortaya koymustur. Özellikle bu tür durumlarda islev görmesi gereken Sivil Savunma Teskilatlari ve Basbakanlik Kriz Yönetim Merkezi adeta ölü ve yarali saymakla yetinen birer takipçilik yapmaktadirlar. Sivil Savunma için devletin ayirdigi yillik ödenek toplami iki trilyon iken, iç borçlar için ödenen sadece günlük faiz otuz trilyondur. Bu veri dahi devletin halki için mi yoksa rantiyeciler için mi hizmet verme durumunda olup olmadigini bütün çiplakligi ile ortaya koymaktadir. Ne hepimize çocuklugumuzdan beri ‘kara gün dostu’ olarak ezberlettirilen ve insanlardan bu amaçla yardim toplayan Kizilay, ne Saglik Bakanligi ne de on bes dakikalik yolu üç buçuk-dört saatte almak zorunda kalan insanlarin sorunlarini çözmek için Ulastirma Bakanligi’na ait herhangi bir çaba ilk iki-üç gün bölgeye ulasabildi. Oysa ayni ilk üç gün kimi sivil toplum kuruluslari, siradan vatandaslar ve medya mensuplari bölgeyi mekan tutmuslardi. Yani, bu insanlarin kit imkanlarla ulasabildikleri afet bölgesine büyük imkanlarin ve sorumluluklarin sahibi devlet ulasamamisti. Ve medya araciligi ile toplum bu vakiadan haberdar oluyordu. Bu durumu içine sindiremeyenlerin çtareyi aba altindan sopa gösterme yöntemlerini kullanarak aramaya basladiklari görülüyor. Önce basin ve yayin kuruluslarinin devleti hedef alan yayinlariyla haddini astigi bizzat devlet yetkilileri tarafindan ifade edildi. Ardindan bölge insanina yardim elini uzatan IHH ve Mazlum-Der gibi sivil toplum kuruluslarinin hesaplarina el konuldu. Simdi de ulusal yayin yapan bir TV kurulusuna en uzun süreli ceza verildi; Kanal 6 televizyonu tam bir hafta boyunca yani, 7 gün süreyle kapatildi. Böylesi bir denetim anlayisi ve ceza bir tek anlama gelmektedir; ya haddinizi bilin ya da biz size haddinizi bildirmesini biliriz. Biz bu tarz bir sindirme operasyonunu kiniyor, sivil toplum kuruluslarinin çalisma sevklerini kiran ve insanlarin haber alma özgürlüklerini kisitlamayi amaçlayan bu tarz uygulamalar karsisinda kamuoyunu duyarlilik göstermeye çagiriyoruz. Published On: 03-19-2009 01:33 PM
Blog Category: Haber Blog Tags: haber d, haberde, haber, rezalet, rezil, habercilik, atmasyon, uyduruk, haber nedir, habercilik nedir, haberler, yeni haberturk, canli haberturk, haberturk, haber turk, , vizyonhaber, vizyon, vizyon haber, habervizyon, haber vizyon Yanlışları görerek doğruyu bulmak da güzel. ama bunu bulanlar yanlışları yapanlar değil de yanlışlara maruz kalanlarsa, yanlışlığı göremeyenler için büyük bir sorun var demektir. hele ki söz konusu yanlışlığı yapanlar habercilerse... thy uçağı kaçırılmış. italya'ya indirilmiş. kaçıranların papa'ya mesajı varmış. kaçıranlardan birinin adı soyadı birinin de adı belliymiş. dinlediğim 3-4 farklı kanaldaki toplam 1 saatlik kısımda doğru olanlar bir tek bunlardı. ben bilgisayarcı adamım kaçıranların adını duyunca yazdım google'a hemen. adı soyadı belli olan adamın papa'ya yazdığı bir mektuba sonra da askerlik karşıtı bazı fikirlerine denk geldim. mektubu buldum okudum. askerlik karşıtlığıyla hiç ilgilenmedim. ben bunları bulduktan sonra, en erkeni 10 dk. sonra olmak üzere kanallar da bunlardan bahsetmeye başladırlar. ama daha mektubu tam okumadan hemen "mektup yazmış, papa'yı protesto etmiş" demeye başladılar. ulan yanlış mı anladım ben bu mektubu diye bir daha okudum. yooo. protestoyla alakası yok papa'dan yardım istemiş adam. yahu başka bir mektup mu var acaba diye google'a tekrar dalmış bir yandan da " adamlar google'dan mı bakacaklar, dev gibi arşivleri , yüzlerce araştırmacıları vardır. allah bilir orijinal mektup bile bunlardadır" diye kendimden şüphe ediyorum. ama ben henüz yeni bir şey bulamamış ve onları dinlemeye devam ederken, birden kanallar da mektup protesto amaçlı değilmiş, yardım istemiş" demeye başladılar. bunu da hala ciddi bir haber olarak veriyorlar. ne yüzleri kızarmış, ne yanlışlık olmuş diyorlar, ne de başka bir şey. sanki 10 dakika önce papa'ya protesto mektubu yazmış diyenler onlar değilmiş gibi şimdi de hayır öyle değilmiş, böyleymiş diyorlar. hele kanalardan bir tanesindeki spiker öyle bir laf etti ki sanki söz konusu kişi " ben papa'ya protesto mektubu yazdım" demiş de bunlar onun yalanını bulmuşlar gibi bir durum çıktı ortaya. bir haberi diğer kanallardan önce bulup da bunu iletmek tabi ki gazetecilikn alanında önemlidir. ama gördüğüm kadarıyla bizim kanallarımız sadece yalan-yanlış haberi, "önce düzeltmek" alanında bu konuda bir yarış içerisindeler. hayır, normalde ne gazete okurum ne de haber seyrederim. dünya gündemine "bomba gibi" düşen olaylar bile benim kulağıma 1-2 gün sorna sızar. akşam vakti internette olayı duyunca babamın sözünü dinleyip bir haber dinleyeyim dedim. olana bak demek en iyisi benimkisi gerçekten: 3-4 gün sonra haber alınca bütün yalan-yanlış bilgilerden arınmış doğru habere ulaşabiliyorum. şakası bir yana diyeceğim de, şakayı kaldırınca rezalet bir durum ortaya çıkıyor. ben, sıradan bir adam evimden kendim için bir bilgiye ulaşabiliyorum. ama görevi bilgi/haber vermek olan ve gereğinde "60 milyon bizi izliyor" diyebilecek kişiler bu habere ulaşamıyorlar. ulaştıklarında da okuyup anlamadan hemen ekranlardan duyuruyorlar. sonra bunda da yanlışlık yapınca bir özür bile dilemeden doğrusunu veriyorlar. iyi de, haberi orada bırakanları, birden çok kanal izleyip hepsine inanaları, duyduklarını doğru sananları ne yapacağız. bir de haberin arasına, altına, üstüne giren reklamlarla, asıl olayı birbirine karıştıranlar ne yapsın. hoş gerçi bu yalan yanlış haberleri yeni çıkan bir çamaşır makinesinin 30 dakikada uçağı kacırarak, sık kullanıldığında papa'nın bile kolesterolünü düşürebileceğini iddia eden askerlik karşıtı kremalı bisküiler rehin aldıkları şampuanları nihayet bıraktılar diye anlayan birisi de çok fazla bir şey kaçırmış sayılmaz. habercilik ciddi bir iş olmalı sanıyorum. bu ciddiyetin altını tüp, köşesini cep telefonu, soldaki bantı banka, sağdaki bantı hijyenik kadın bağı ile süslediklerine göre sanırım ciddiyet anlayışlarımız biraz farklı. zaten neden dinlenir bu haber de hiç anlamam. -olan bitenden haberimiz- olsun diyorlar. iyi de bu olan biten, benim haberimin olup olmamasından hiç etkilenmiyor, benim sinirim bozulduğuyla kalıyor. | Rate Me About Me No information to display. Social Actions My Quotes No quotes to display. My Media No media file selected. | ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||